Son yıllarda gündemde olan ve günümüzde de yoğun şikayetlere konu olan gürültü sorunu ile ilgili görüşlerini açıklayan Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Köfüncü, "Tabi ki eğleneceğiz. Ama saat 01.00'e kadar, bu kadar müzik sesinin yüksek olduğu bir yer, bence itici olur. Alaçatı'nın özelliğini ve otantik yapısını koruyamazsak, uçuruma gideriz. Tehlike çanları çalar. Biz, ivedilikle bu sorunun üzerine gitmeye kalkarsak, hep beraber karar alıp, arkasında durursak, bu işlerin çözüleceğine inanıyorum. Alaçatı'nın içi meskun mahal sayıldığına göre, yüksek sesle müzik çalan barların, gece kulüplerinin olmaması gerektiğine inanıyorum. Alaçatı bu değil" diye konuştu.
"Bir günde oluşan bir olay değil"
Çeşme ve Alaçatı'nın, her sene bir konuyla, kötü imajla gündeme gelmesinden çok rahatsız olduğunu vurgulayan Köfüncü, "Alaçatı'daki gürültü kirliliği, bir günde oluşan bir olay değil. Sorunun temeline bakmak gerekir. '15 yıl kadar önce Alaçatı ne durumdaydı, şimdi hangi noktaya geldi' diyerek bir özeleştiri yapmamız gerekir. Biz yola çıkarken, huşu içinde bir müzik, kaliteli kafe ve restoranların olduğu, otantik yapının korunduğu, Alaçatı kültürünün korunduğu ve Alaçatı'nın yerlilerinin korunduğu bir imajla yola çıktık" şeklinde konuştu.

"Yanlış verilen ruhsatlar yüzünden bu noktaya geldik"
"Bugünkü noktaya yanlış ruhsat verilmesinden dolayı geldik. Yüksek volümlü müzikle, barların ve gece kulüplerinin diskoya dönüşmesinde, o dönemin yerel yöneticilerinin ve ruhsatın başındaki kişinin hatası var. Ama mal sahiplerinin de hatası var. Mal sahibi kiraya verirken, 'Ne işi yapacaksınız?' diye soruyor. Kiralayacak olan kişi, 'Bar, restoran' diyor. Bar nereden çıktı? Son 2-3 yılın içler acısı durumu, tıpkı Kumkapı gibi, masaların üzerinde darbuka, klarnet çalan, oynayan bir yapıya dönüştü. Alaçatı, Kumkapı değil. Eğlence yerlerinin meskun mahallerin dışında olması gerektiğine inanıyoruz. Eğer ben esnaf olarak, oradaki müzikten rahatsız oluyorsam, burada bir sıkıntı var. Belediye Başkanımız ile görüştüğümüzde, ivedilikle bu sorunun üstesinden geleceğini, gürültü sorununu en asgariye indireceğini söylüyor. Ama ruhsat verilirken iyi incelenmeli, ince eleyip, sık dokunmalı ki, sorun daha fazla büyümemeli. Geçen dönem gelişi güzel ruhsatlar verilmiş olmalı ki, bu işletmeler çoğaldı" diye konuştu.
"Mal sahibi oturduğu evin altını bara kiraya veriyor"
Alaçatı'nın yaşam biçimi, yaşam tarzının ne olacağına karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Köfüncü, "Alaçatı'da 24 saat eğlence mi olacak? Mikanos, Santorini gibi Yunan adalarına gidiyorsunuz, eğlence yerleri şehrin içinde değil. Alaçatı'da, ne acıdır ki, mal sahipleri, oturduğu evin alt katını, yüksek volümlü müzik çalan bara kiraya veriyor. Kirayı alırken her şey güzel. Ama daha sonra sıkıntı yaşanmaya başlıyor. Alaçatı bu değildi. Alaçatı, yıllar önce bir sörfçünün girişimiyle, dünyanın en önemli sörf merkezi olarak tanındı. Bugün o güzelim koyumuzda, sörf mü yapacağız, marina mı yapılacak, port mu yapacağız? Bunu çözemedik. Nerede bizim Dünya Sörf Şampiyonamız?" diye kaydetti.
"İnanıyorum ki, bu işler son bulacak"
Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran'ın, göreve başladıktan sonra, Alaçatı'daki işletmelerden dış hoparlörleri kaldırdığını hatırlatan Köfüncü, "Sokaklardaki platformları da kaldırdı. Alaçatı'nın sokaklarını, insanların rahat yürüyebileceği bir konuma getirmeye çalışıyor. Kimsenin elinde sihirli değnek yok. Umut etmekten önce, inanmak istiyorum ve inanıyorum ki, bu işler son bulacak. Bizler, bir karar verirken, hep beraber karar alıp, bunu uygulamak zorundayız" diye belirtti.
"Seyyara kesinlikle karşıyım"
Alaçatı ile ilgili sadece gürültü kirliliğini konuşmanın haksızlık olacağını ifade eden Köfüncü, "Esnaf teşkilatı olarak, yasada olan, ruhsatlandırılmış yerlerin dışında satış yapılamayacağı, teşhir dahi edilemeyeceği maddesinin de uygulanmasını istiyoruz. Seyyara kesinlikle karşıyım. Seyyar satıcılık, aldı başını gidiyor. Gıda kodeksi ve hijyen yasasına göre satışının mümkün olmadığı gıdaların satıldığını görüyoruz. Dükkan olmadan gıda ürünü satmanın ekonomiye ve Çeşme'ye ne kadar büyük zarar getirdiğini anlatmama gerek yok. Esnafım hem kira verecek, hem istihdama katkıda bulunacak, vergi verecek; kayıt dışı olan yiyecek, içecek satanlarla uğraşacağız. Yok böyle bir dünya. Kayıt dışına kesinlikle karşıyım. Şehrin içinde zincir mağazalara da karşıyım. Belediyemiz, bundan sonraki çalışmalarında, meclis kararı alarak, otoparkı yoksa, şehrin içinde zincir mağaza açılmasına izin vermemeli. Otopark zorunluluğu olmalı. Artık yeter, zincir mağazalar şehri olduk. İnanılmaz sayıda zincir mağaza var" diye anlattı.
"Ruhsatsız yerler derhal kapatılmalı"
Ortak aklın önemine de dikkat çeken Köfüncü, "Şu anda bir dayanışma içerisinde çalışmaya çalışıyoruz. Asayiş sorunumuz da asgari düzeyde. Suç oranı çok düşük. Ama sosyal medyada 'klavye şövalyeleri' çoğaldı. Sahada olmayan, sosyal medyada yazı yazanlar çoğaldı. Ben bunlara karşıyım. Kol kırılır, yen içinde kalır. Çözüme odaklanmalıyız. Ruhsatsız yerler derhal kapatılmalı. Alaçatı'daki çarşı camisinin etrafının toparlanması gerekiyor. Dondurma satan kişi, dükkanın dışında dondurma satıyorsa, bize göre merdiven altıdır. Hijyen değildir. Kimsenin ekmeğinde gözüm yok. Ama herkes işini yapmalı. Kimse kimseye çelme takmasın. Sorunlarla ilgili hazırladığımız dosyayı, belediye başkanımıza verdik. Alaçatı'yı, çağdaş, yaşanabilir bir kent haline getirmemiz gerekir. Ruhsatlı dükkanlar denetleniyor. Gıda maddesi satan seyyar satıcıların, sattıkları gıda maddelerini nereden aldığı denetleniyor mu? Bir konteyner alıyorlar veya eski bir arabayı dükkan haline getiriyorlar. Böyle bir şey olamaz. İnanıyorum ki, Belediye Başkanımız bunların üzerine titizlikle gidecektir. Ben, 2 bin üyemin hak ve hukukunu korumak için buradayım. Biz, haksız, hukuksuz hiçbir şey istemiyoruz" diye kaydetti.
"Çöpünü sokağa bırakan işletme cezalandırılmalı"
Çöplerin alınmadığı şeklinde söylenenlere ve yazılanlara inanmadığını da ifade eden Köfüncü, "Hayır, ben buna inanmıyorum. Çöpler alınıyor. Ama işletmeler, çöplerini torbaya koyup, yol kenarına koymamalı. Çöp konteynerinin kapağını açıp, içine atacak. Bir kişinin yaptığı kötü örnekse, o kötü örneğin arkasından gitmememiz gerekir. Çöpü, mekan sahibi atmıyor. Mekanda çalışan kişi atıyor. Onu ikaz etmeleri gerekir. Ben esnaf teşkilatı başkanı olarak şuna inanıyorum; her başarı mükafatlandırılmalı, her suç da cezalandırılmalı. Yola bırakılan çöp poşetindeki kolonyalı mendilden işletmeyi tespit edilebiliyorsa, oraya müthiş ceza yazılmalı. Bir daha çöpünü sokağa atamaz" diye belirtti.